30 Temmuz 2016 Cumartesi

Bir Gariplik Hikayesi...


Sorduğum sual değil,ya derdimin çare'si/
Hekim Tabip bilmiyor bu yare ne yare'si,
Kanadına bağladım istersen sor kuşlara/
Şu görünen Ay değil civarının hare'si,
Çıksam ulaşsam göğe,işitirim sesimi/
Sorsa bulutlar bana ya bu kimin zare'si,
Yağmur dolu düşmeğe yer arıyor kendine/
Dedim burada durur şu yüzümün Kare'si,
Çıktım meydan yerine tuş etmeğe feleği/
Geldi tuttu yakamdan dedi bu ne Dare'si,
Tükendi yazlık kışlık yok bir buğday dane'si/
İndim ambar içine yol vermedi fare'si,
Ün'ledim gelsin diye kim buranın daye'si/
Dedi kimdir seslenen bunun nedir gaye'si
Müjde isterim dedi açtı avuç aye'si/
Dedim canım vereyim ancak olur Saye'si………..S@ateş

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Adl'i İlâhi

Adl'i İlâhi'nin tecellisinde imhâl var ihmâl yoktur.....!
Ay'ı Güneş'e, Güneş'i Ay'a tutturur........!


Bir tek Ah kalır sözlerine......

Kırık Bir Mızrab'ın İniltisi düşer gönlünün tellerine,,
Dağılır nağmeler,yıkılır perdeler,yaş düşer gözlerine.
Yıkık Bir Duvarın Gölgesiymişcesine kaybeder kendini,
bir susuş başlar,güfte unutulur,Bir tek Ah kalır sözlerine......@mecazib


Sevda

Bir karınca kadar bedensiz,
Bir köle kadar değersizdi....!!
Sevda denilen şey,
Öylesine kaypak,
Öylesine zâlim,
ve....

öylesine nedensizdi....!!!
@mecazib



24 Temmuz 2016 Pazar

Bir Kader Yazılır Göz Yaşlarıyla,

Hasrete isim koy deseler
lal olur dilim
nefesimden kurur bütün yeşillikler,
kırılır dallarım,
fırtınalar kopar
söyleyemem
susarım...
durur dünya.....
Bir Kader Yazılır Göz Yaşlarıyla,
Yaşanır Gün Gelir.....
Doğmakla Ölmek Arasında,
Nice Canlar Yanar......
Adına Cehennem Demişler,
Aklın Kararmış Aynasında........@mecazib


23 Temmuz 2016 Cumartesi

Hikmet.......

Dışarıdan bakıp gördüğüne aldanma!
O ya seni aldatmak içindir, ya kendini gizlemek içindir!
Onun için İblis, Âdem (a.s) cesedini yani bedenini gördü de aldandı.
Hakikati görseydi, ondaki ruhaniyeti, ruhani kuvveti görseydi ilk secde eden olurdu.

Neden göremedi?
Çünkü o her hakikati kendi hakikati gibi kendi bildiği gibi görüyordu.
O, kendi varlığının dayanılmaz hafifliğine öyle kendini kaptırmıştı ki kendi bildiğinden başka bir varlığın, Cenab ı Hakkın yaratma kudretindeki âdemi hakikati göremedi.
Âdem (a.s) yeniydi. Daha önce hiç yoktu. Ve onu gördüğü hal, yerde yatar bir şekilde, topraktan şekil verilmiş hali, kendi gördüğü hal idi.
İnsanlığın yaratılmışlar içerisinde tek düşmanı var, iblis lanetullahi aleyh.
Dolayısıyla düşmanımızın bizden neyi istediğini, kıskançlık sebebini, neyimize talip olduğunu iyi bilmemiz lazım.

Neydi o?
O, Cenabı Hakkın, Âdemoğluna vermiş olduğu insan vasfıyla beraber “HİKMET İLMİ” !
 İşte iblis, o hikmetten habersizdi!
Âdem (a.s) ise, kendisine hikmet öğretilmişti. Hikmete vukufiyet, hikmeti biliş(vakıf olmak) bir manevi yönden yol aldırır, bir zahiri yönden yol aldırır.
Manevi yönden yol alınan mesafe kişinin maneviyatındaki derinliği veya yüksekliği tayin eder.
Yani, “ neden?”, “nasıl?”, “niçin?”, “ne zaman?”, “niye?” gibi soruları ortadan kaldırır.
Zahirde ise insan bu tür sorulara takılı kaldığı için , bunları aştıkça mesafe kat edebilir. Arada ki fark bu kadar uzaktır birbirinden.

Hikmet böyle acayip bir şey!
Hikmet , “Varlık Hakikatinin zahirde görünmeyen bilgisine” sahip olabilmektir.
Hikmet, varlık hakikatini bilebilmektir. Hikmet hakikate vakıf olmaktır. Cenabı Hakkın “Halık” halk eden yaradan sıfatıyla herhangi bir şeyi yaratmasında ki hususiyete, kulluğun varlık sırrıyla vakıf olabilmektir hikmet.
Bunun en üst noktası, daha ötesi de olabilir ama erbabınca malumdur.
En aşağı noktası en edna noktası nedir?
Zahirine bakarak zahirden hüküm çıkartmaktır.

Yusuf (a.s) rüyalardaki hikmete vakıf olarak, o rüyayı gören padişahın rüyasını tabiri gibi…
Rüyayı kırk kişiye anlatsan kırk farklı mana çıkabilir ama onun ilmine, ondaki hikmete vakıf olan kişinin tarifi en doğru tarif olduğu için mutmain olunur, başka tabire ihtiyaç kalmaz.

Mutmain olmaktır asıl olan. Kalbin rahat etmesi, tamam işte budur, bundan ötesi yok diyebilmektir marifet.
Karnının doyması gibi.Kalbin tamam demesi gibi, İtmi'nan a ermek demek, tatmin olmak mutmain olmak demek bu işte.
ALLAH c.c ın Bizlere ikram etmiş olduğu güç, kuvvet, hikmet babında,
asla başka şekilde yaşamayı düşünmeyiz!
Aklımız kifayet etmediği için, “Hikmet Sahiplerinden” bahsederken yanında “ Akıl sahipleri” diyor Cenabı Hak!
 Herkesin aklı hikmeti idrake tahammül gösterebilseydi eğer, Allah'a kulluktan asla geri durmazdı, çünkü hepimizde var olan bir şey bu!
Bu hayat bizde var olduğu müddetçe, Cenabı Hak’tan ve onun yaratma kudretine ait olan hikmetten uzak olduğumuzu düşünmemiz saftiriklik olur!
Cehaletimiz kendimize ve kendimizdendir. Çünkü “Hayat Esması” bizde tecelli ediyor.
İnsanda tecelli eden “Hayy” esmasının zuhuru, zahiri.
Ama biz aklımızın kirliliğinden gönlümüzü temizlemeye fırsat bulamıyoruz!
Sadece gönlü temizlemek yetmez, önce aklı temizleyeceksin, sonra temiz olan akılla gönlünü süpüreceksin.

Şüpheleri kaldır!
Akıl da ki şüpheler kalkmadan, gönül ferah etmez! İnsanı yıkan şey şüphedir!
Bir kabahatin varlığı bir şey ifade etmez, şüphesi kâfidir.
Çünkü şüphe abdest bozar! Şüphe ile abdest olmaz! Var mıydı acaba? Dediğin an bitti, olsa bile gitti. İşte hikmeti yakalayabilmenin yolu aklın temizliğinden geçiyor, şüpheyi temizlemek! Ondan sonra hikmet sana kendini gösterir. Baktığın zaman görmeye başlarsın, akıl başka şeylerle meşgul olmadı mı, nasıl diyeyim, “KOVAYA DOLDURULMUŞ SÜT GİBİDİR AKIL” içerisinde toz toprak olduğunu gördükçe içemezsiniz, onun yolu ya içerisine kötü şeylerin düşmesini önlemek veya içerisini temizlemektir.
Düşünsenize, HİKMET Cenabı Hakkın yaratma kudretinin tecellisi!

Kuran’ın tamamı hikmettir.
Kapağından, başından başlar, son kapağına kadar tamamı hikmettir. Çünkü hikmet bir mücevher gibidir'ki. Erbabının eline değerlidir!
Kaşıkçı elmasının bulunduğu yer çöplük, çöplükte bulan, güzel taş diye aldı onu, götürdü bir köşede sergiledi, erbabı görünce müşteri oldu.
Saraya,Sultana, bunu hediye edermişçesine sundu.
Hikmet öylesine özeldir ki ancak erbabına,değerini bilene hediye edilir.
Yaratılmışların evveli, güzeller güzeli, varlık hakikatinin aynası olan Cenabı Peygamberimiz s.a.v “Hikmet müminin yitiğidir, nerde duyarsa gitmeli, nerde bulursa almalı” demiştir.
ALLAH c.c cümlemize temiz bir akılla idrak ve idrakin kuvveti olan ihlâs ile yaratana kulluk nasip eylesin.

Geçmişten süzülüp bugün'ün aynasına düşen bir sohbet niyetiyle.......@mecazib


Kaç ah ların nefes nefes acısıyla kıvranırken zaman

Mahmur bir güneşin soluk sıcağına bıraktım aydınlığı
Yorgun yüzümün çizgilerindeydi saklanmış hüznüm
Gözlerimde buğulu bir bakış şaşkınlığım
Belki de görünmez olmuştu kederden yüzüm
Kaç ah ların nefes nefes acısıyla kıvranırken zaman
Saatleri kırıp Ecel i beklemekti taşkınlığım.....@mecazib





22 Temmuz 2016 Cuma

oldu


Söylenen Her şey Gerçek, Söylenemeyenler yerini buldu/ şimdi artık bize düşen, sabırla susmak oldu/ @mecazib

21 Temmuz 2016 Perşembe

Bir Ateş Serinliği İbrahim'den

Bir Sabır Kaldı Eyyub'den
Bir Ateş Serinliği İbrahim'den/
Bıçağı Hiç Saymıyorum
O kendini kesti İsmail'den/
Bir Yakupluk Hasret,
Bir Züleyhalık gurbet/
Bir Süleyman Mührü,
Bir İsa'lık Nefes/
Bir Yüreklik Kafes Kaldı,
Döktüğü Kan'ı da Saymıyorum/
Bir Ruh Uçumu Uzaklıkta,
İki Müjgan Arası bir Nazar/
Bir Balık Musa'nın Torbasında,
Nasiplenmeyi saymıyorum/
Halil'in Sofrasında,
Gecenin Karanlığı/
Ya da Ayazı olsada,
Güneş Kavursa/
Ecelim dolsa da,
Saymıyorum bunları/
Kalanlarla Avunuyorum,
Bir Sabır Kaldı/
Bir de Ateş............@mecazib

Daha Ne Söyleyeyim,


Daha Ne Söyleyeyim,
yaşandı her ne söylediysem...
Şimdiden sonrası 
yaşanacaklar kaldı artık.......@mecazib

Bir Kaç Kırıntı


Bir Kaç Kırıntı Dökülür 
Gönlümün Yanık Kenarından/
Başına üşüşmüş karıncalar 
toplar kışlık niyetine/.......@mecazib

18 Temmuz 2016 Pazartesi

sultanım...


Hep ağladım bir lahzada güleydim
cümle cefa bana mı dır sultanım
gelmezidim bu dünya ya bileydim
söz kervana han'a mı dır sultanım...
dertli dertsiz döker halin aşikar
arzu halim sana mı dır sultanım
olmuşum avcılar elinde şikar
açlıkları kana mı dır sultanım.....
can kafeste bulamadı sükunet
gelmek ister senden yana sultanım
son nefeste olsa biraz suhulet
kasdeylemiş felek cana sultanım....
hasretime koyamadım adını
varmak ister senden sana sultanım
unutmadım vuslatta ki tadını
sormak ister yürek sana sultanım.....
gül eyledin diken idim dal idim
dil eyledin bilmez idim lal idim
salihleyin olmamıştım kal idim
şems i taban oldun bana sultanım....@mecazib

El zanneder düğün dernek,


El zanneder düğün dernek,
yürekteki hicrana bak.......!
böyle imiş dünya demek,
zehr i mar dan ihsana bak..........!
Ah eyleyip eyvah gezer
çoğusu canından bezer
sanırsın cenneti sezer
şu ham hayal insana bak......!
aldatır kendini önce
uyuşmaz hakkı görünce
hele hak sözü duyunca
cahil de ki irfana bak......!
lokma lokma ikram eder
kışt dedin mi kaçar gider
ömrünü tüketir dider
cömertte ki ihsana bak.......!
yedirsen otuz dokuz gün
bir tane noksan sa öğün
kırkıncı da vah de döğün
doğrulukta mizan a bak.....!
cehli ile ilim satar
ortalığı sürüp atar
halkı birbirine katar
aynadaki insana bak......!
gel sus eyle salih köle
olur belki talih döne
ömrünün çerağı söne
elindeki imkana bak......!

Yine Cünun Vaktidir



Yine Cünun Vaktidir
Akıllar ölüm uykusunda
yüreklerde durmadan akan kan
Yapraklarda çiğ yarası
topraklar çamur 
hasret dediğin
insanda hamur........./
Yine Cünun Vaktidir../
Yılkıya salınmış yürekler,
Deli Rüzgarlar eser başta/
Yıldızlara asılır dilekler,
Geceler kömür karası/
Haram uykularda bin çeşit rüya,
Zahirde yamalı cübbeler/
Batında kaftanlar samur......../
Tam Vaktidir terki akıl etmenin...../
umurlar umursamazlıkta,
uzaktan hafif bir ney sesi..../
nefesler nefesleniyor,
Biçare kalmış kuru sazlıkta.......///

Kuşlar Diyorum Süreyya....


Kuşlar Diyorum Süreyya....
Hani Göç Ederler Mevsimden Mevsime,
Kanatları Vardır Hani Uçmaya...
Tüyleri Can Acısına Can,
Dökülür Kanları Bir Avuç Zevke,
Kovalar Avcılar Ölümüne Zevkle...
Ah Be Süreyya...!
En Tanışından Bulutlar diyorum,
Bir gönül çırpınışına gölge olur da hani,
Var la yok arası kuytulara taşır
Ya Rüzgara ne demeli...!
Yakışır Süreyya.....!
rüzgar bulutlara yakışır
bulutlar kanatlara karışır
dünya birbirine sarışır süreyya,
sarışır......
ama sen bunları bilemezsin.......!!


15 Temmuz 2016 Cuma

Tunç Kızılı Güneşin Doğduğu Yerden Geldik


Tunç Kızılı Güneşin Doğduğu Yerden Geldik
Nice Güneş Batırdık Bu Kutlu Yere Erdik

Her Karış Toprağını Suladık Kanımızla
Tarihin Sayfasını Çevirdik Canımızla

Bin Kez Öldük Dirildik Geldik Son Sayfasına
Bir Kez Boyun Eğmedik İblis'in Tayfasına

Nice İhanet Gördük Nice Tuzağı Aştık
Küffarın Sinesini Hak Kelamıyla Deştik

Bizde Adalet Nizam Bizde Düzen İntizam
Hainler Tarafını Eylese de İltizam

Şimdi Sabır Zamanı Vakit sonuna erdi
Yüce Peygamber Bize Bu günden Haber Verdi

Feth Olur İkinci Kez Konstantiniyye elbet
Payidar Olur İslam Dünya Olur Tek Devlet

Mutlu Ol Genç Kardeşim Sevin doğan Güneş'e
Yaşamadı Bir Millet önceden böyle neşe

Sırat'ı Mustakimi Bırakma Kucağından
Şüheda Uyanıyor Yattığı Mezarından.......@mecazib


12 Temmuz 2016 Salı

YAKAR MI NÂME-BERİN…




YAKAR MI NÂME-BERİN…


Yakar mı nâme-berin yoksa yâra değmez mi
Niyâz-nâmemiz ol gam-güsâra değmez mi

Bizi unuttu mu yoksa peyâm-ı sıhhat-ı yâr
Bu memlekette garîb-üd-diyâra değmez mi

Bir âşinâlığı ol mâh-ı çâr-ebrûnun
İki cihanda da ömr-i dû-bâra değmez mi

Bahârı n’eyleriz ol gül-izâr-ı gonce-femin
Gülüp açılması bin nevbahâra değmez mi

Ne denli saklasan ey köhne pîr-i nâ-bâliğ
Tecemmülün yine mîrâs-hâra değmez mi

Kadem kadem gece teşrîfi Nailî o mehin
Cihân cihân elem-i intizâra değmez mi


Şevkiz ki dem-i bülbül-i şeydâda nihânız




Şevkiz ki dem-i bülbül-i şeydâda nihânız

Hûnuz ki dil-i gonce-i hamrâda nihânız


Biz cism-i nizâr üzre döküp dâne-i eşki
Çün rişte-i can gevher-i ma’nâda nihânız


Olsak nola bî-nâm u nişan şöhre-i âlem
Biz dil gibi bir turfa mu’ammâda nihânız


Mahrem yine her hâlimize bâd-ı sabâdır
Dâim şiken-i zülf-i dil-ârâda nihânız


Hem gül gibi rengîni-i ma’nâ ile zâhir
Hem neş’e gibi hâlet-i sahbâda nihânız


Geh hâme gibi şekve-tırâz-ı gam-ı aşkız
Geh nâle gibi hâme-i şekvada nihânız


Etdik o kadar ref’i ta’ayyün ki Neşâtî
Âyine-i pür-tâb-ı mücellâda nihânız



Her gören ayb etti âb-ı dîde-i giryânımı



Her gören ayb etti âb-ı dîde-i giryânımı
Eyledim tahkîk görmüş kimse yok cânânımı

Lâhza lâhza hûblar gördüm ki dil kasdındadır
Pâre pâre eylerim men hem dil-i sûzânımı

Çoh yetirme göklere efgânım ey kâfir sakın
İncinir nâ-geh Mesîhâ işidip efgânımı

Kılma her sâ’at beni rusvâ-yı halk ey berk-i âh
Eyleme rûşen şeb-i gam külbe-i ahzânımı

Çıkma ey dîvâne bâzâr-ı melâmetten deyu
Muttasıl çâk-i girîbanım tutar dâmânımı

Hansı bütdür bilmezem îmânımı gâret kılan
Sende îmân yok ki sen aldın diyem îmânımı

Ey Fuzûlî câna yetmiştim gönülden şükr kim
Bağladım bir dilbere kurtardım andan cânımı

FUZÛLÎ




Ben ki Ebediyyetle Müjdelenmişim....! Kim Demiş Sevdamın Fani Olduğunu........7Kandil

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Dünya için dost olan Âhirette küs kalır. .....




Dünya için dost olan Âhirette küs kalır. .....
Bir gün şeyhim hz lerine "Allah cc sırrını mukaddes kılsın"
Cennet ve Cehennemin ebedi oluşu ile ilgili suâl edildi.....
Efendim hazretleri Buyurdular ki...!
Eğer Allah cc Cenneti ebedi olarak ihsan etmeseydi,
Cennet ehli ,bu Cennet hayatı bir gün bitecek diye kederlenirlerdi ve ne zaman bitecek korkusuyla Cennetin nimetlerinin lezzetini gereğince yaşayamıyacaklardı...
Ve Cehennem ehli de , nasıl olsa bir gün bitecek bu Cehennem hayatı diyerek sevineceklerdi,
Ne Cennet hüzün ve keder yeridir, ne de cehennem umut ve sevinç yeridir buyurdular....Vesselâm
Şimdi kendilerini Âlim zanneden ve cennet cehennem ebedi değildir diyen zavallılar bunu düşünsünler...
Çünkü biz, size, (ahirette olacak) yakın bir azabı haber verdik. O gün kişi, ellerinin kazanıp öne (ahirete) gönderdiği amellere bakacak ve kâfir şöyle diyecektir: “- Ah ne olurdu, bende şunlar gibi bir toprak olaydım!...”Nebe suresi 40. Ayet
Nisa 168-169.. Muhakkak ki Allah cc inkar edenleri ve zulmedenleri mağfiret edecek ve doğru yola iletecek değildir,onlar ancak cehennem yoluna gidecek ve orada ebediyyen kalacaklardır.....
Tevbe 189..
Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budur.


Mazlum'un Âh'ı

Def‘-i bîdâda tekâsülden garaz ne bilmezüz
Derd-i mazlûmân su’âl olmaz mı mahşer yok mudur

Hâfız Ahmed Paşa

Derinlerde yaşanır o can alıcı vurgun........



Saklanmış bulutların ardında kanatlarım
Gölgesi düşer yere ben ardınca atlarım
Gün kovalar geceyi geceyse gün'e kırgın
Kapanan gözlerimde ışığını saklarım
Aşılmaz dağlar gibi arzular dolu dizgin
yetim kalmış duygular kayıplarına üzgün
her günün batımında bugün dününe dargın
kirlendikçe suretler parlatırım aklarım
Bu yolun sonu belli kalansa bir kaç durak
ecel sıralı değil hasat vaktinde orak
aylar yıllar tükenmiş saatlerse pek yorgun
Bir kaç nefese mahkum kurumuş dudaklarım
Uzaklardan duyulan şu yanık sela sesi
kimbilir kimdi yazık varmıydı kim kimsesi
binlerce sual gezer kanı çekilmiş solgun
her suale bir cevap haykırır kulaklarım
bir kaç arşın bezeymiş bütün bunca velvele
kaçma öyle uzağa daha yakın gel hele
bak bütün mezarlıklar kapılmış hepsi dolgun
şu vücut toprağını kazıyor parmaklarım
Salih bir amel ister İmanı tam olmalı
Hak yolda kalmak için biraz sabır bulmalı
Zannetme her akarsu gördüğün gibi durgun
Derinlerde yaşanır o can alıcı vurgun........


10 Temmuz 2016 Pazar

Hepsi bu kadardı Süreyya...



Yaz Dediler Yazamadım Süreyya, senin Adını Yazmadı Kalemin kırığı... Kırk kez söylemek istedim belki olur diye, kırkında da anlatamadım ayrılığı....

Kaç Şarkı Dinledim, Kaç Şiire Yamadım Aklımı... Kaç geceler inledim, bilemedim geceler gündüzlerden farklı mı....
Mehtaplı gecelerde Boğuldum Süreyya...!

Kaç gecenin Kollarımda Can Vermişliği Var, Bir Bilsen, Kaç Güneşi Söndürdüm Gözlerimde.... adın kaç kez intihar etti dudaklarımda
Bir bilsen....!

Bir Gülümsemeydi Mahrumu olduğum/ Birazda Sesine Muhtaçlığım Vardı, Sen Her Şeyi Hepsini İsterken/ Benim İstediğim Bu Kadardı....

Hepsi bu kadardı Süreyya...!


Değişir mi bir şey usta



İki dağ'ı bir etseler
Birini üste itseler
Yol edip gelip gitseler
Değişir mi bir şey usta

Bulut bulut üste gelse
Biri yüksek alçak olsa
Biri yağsa biri dolsa
Değişir mi bir şey usta

Güneş saklansa buluta
Olurmu ziyâ unuta
Uymaz mı Kamer komuta
Değişir mi bir şey usta

Ay üstüne ay koysalar
Ondan birini soysalar
Her gece yiyip doysalar
Değişir mi bir şey usta

Ömür sayılı gün derler
Ne geç ne erken giderler
Ardınca deyip diderler
Değişir mi bir şey usta

Bayram arefesi geldi
Minareler göğü deldi
Yarın tanımaz der el'di
Değişir mi bir şey usta

İnsanoğlu nankör olur
Bugün yer yarın unutur
Bed nazar deniz kurutur
Değişir mi bir şey usta

Takdir e boynumuz eğdik
Kâh yere Kâh göğe değdik
Ne olduk zaten ne idik
Değişir mi bir şey usta......@mecazib


Olsak nola bî-nâm u nişan şöhre-i âlem


Olsak nola bî-nâm u nişan şöhre-i âlem
Biz dil gibi bir turfa mu’ammâda nihânız NEŞÂTÎ

  1. Yaralar dedim Süreyya.! Bu diken, Bu yapraklar, Bu gonca, Şu üzerine uzandığım Toprak boylu boyunca Yaralar beni......
  2. Bunlar eski yaralar Görmedinmi....!

  3. Sen bilemezsin Süreyya...! Nereden bileceksin ? Rüzgârların sürüklediğini, Artık goncaların açmadığını, Nereden bileceksin Kokmadığını, He...! Nereden.....?


İNSANOĞLU…..



Gönlü pak olanda olur hayâ ve İsmet,
Püru pak doğulur elbet ana'dan kısmet,
İnsan Oğlu çiğ süt emse'de Hak'dan nimet,
Eliyle bozar,diliyle bozar,yolundan azar…
Ne varsa Küpün içinde dışa o sızar,dışa o sızar…
Gönül eyler türlü çeşit sonra nasip der,
Bakmaz haram helâlmidir ne bulursa yer,
Doğru yanlış ayırdetmez her yola gider,
Hak yoldan şaşar,çamura düşer,kadere kızar……
Bilmez ne varsa küpünde dışa o sızar,dışa o sızar......



8 Temmuz 2016 Cuma

Bir Bak.....




Bir tek çiçek açmak için sen daldaki zahmete bak,
Zulmüyle koparıp giden zalimdeki izzete bak/
Terk eyle gayrıda olan var'ın yoğun hasretini,
Allah'ın nasip ettiği sen sendeki kısmete bak/

Sakınır ahlakı güzel olan elden harimini,
Vaz geçip şan'u şöhretten Hak verdiği nisbete bak/
Edep Haya yeter kula ıslah eyle karinini,
Tut Sıratı Mustakimden Gönlündeki İsmete bak/....@Mecazib




7 Temmuz 2016 Perşembe

7 Kandil.....: ABD'li tarihçiden Medine saldırısı için ilginç yor...

7 Kandil.....: ABD'li tarihçiden Medine saldırısı için ilginç yor...: İngilizlerin 1. Dünya Savaşında Medine'de Ne İşi Vardı diye Sorup Cevabını Bulmaksızın,Bugünlerde Medine'de patlayan bombayı a...

ABD'li tarihçiden Medine saldırısı için ilginç yorum.......



İngilizlerin 1. Dünya Savaşında Medine'de Ne İşi Vardı diye Sorup Cevabını Bulmaksızın,Bugünlerde Medine'de patlayan bombayı anlayamayız.!!!
Oyun Büyük,Doğru Anlaşılamayan Hadisenin sonucunu asla doğru tahmin edemezsiniz....
1. Dünya savaşında İslam Dünyasını dağıtmanın yolunun Osmanlı'nın Elinde bulunan HİLAFET gücünü yok etmek ve ortadoğudaki varlığını bitirmek isteyen İNGİLTERE Kandırılmış Haşimi Ailesiyle birlikte Medine yi muhasara ederek ve dolayısı ile o nun hamisi olan osmanlıyı da tarih sahnesinde Hilafet adına yok sayılmasını sağlıyarak oyununu kurdu.
Şimdi ise TÜRK DEVLETİ yeniden İSLAM dünyası için önderlik etmeye başlar başlamaz eski oyunlarını ve tezgahladığı planlarını sahneye koydu.
Ne kadar enteresandır ki canlı bomba Pakistan asıllı ve 10 yılı aşkın bir zamandır cidde de ailesiyle yaşayan biri,tarih in tekerrürü ve içinde barındırdığı hakikatler ne kadar da açık ve tahmin edilebilir.
Suudi Arabistan da gerek misafir gerekse Mukim olsun ve de çalışanlar olsun Pakistan,hindistan,srilanka ve uzak doğulu müslümanların olduğu herkesin malumudur.
şimdi ne olacak ve bu oyun nasıl devam edecek hepimiz göreceğiz,asıl mesele geçmişten ibret alıp bugünleri yeterince karşılık verebilecek kadar avucumuzda tutuyormuyuz ?
Asıl sorulması gereken soru budur !
Biz bu oyunu anlayıp gereken cevabı verebilecekmiyiz........!
 Olaya biraz daha gizem katalım...!
Bombalar hemen patlar patlamaz ABD den Bir Tarih Profesörünün ilginç bir makalesi yayınlandı,aynen aşağıya aktardığım şekliyle.
önce haberi bir okuyun ve sonra altına eklediğim düşüncelerimi veya benim anladıklarımı da okuyunuz,sanırım daha da aydınlanacaksınız........


ABD'li tarihçiden Medine saldırısı için ilginç yorum


Ramazan ayının son günü iftar saatinde Medine'de Mescid-i Nebevi'nin hemen yakınında canlı bomba saldırısı düzenlenmesi İslam aleminde olduğu kadar, dünyada da büyük yankı uyandırdı.
Söz konusu saldırıyla ilgili ABD'li bir profesörün, hedefte kraliyet ailesinin olduğunu söylemesi ve "iyi birer hizmetçi değilsiniz" yorumunu yapması dikkat çekti.
ABD'Lİ TARİHÇİ: 
BU, "İYİ BİRER HİZMETÇİ DEĞİLSİZİNİZ" MESAJIDIR

DW'de yer alan habere göre, Amerikalı tarihçi Prof. Juan Cole, saldırılardan hemen sonra kaleme aldığı yazısında, Suudi Arabistan'ın kendisini sıklıkla 'Kutsal kentlerin hizmetçisi' olarak tanımladığına dikkat çekti. Cole, Medine'ye düzenlenen saldırıyla, Suudi Arabistan Kralı Salman ve Prens Muhammed bin Nayif'e 'iyi birer hizmetçi'olmadıkları mesajı vermeye çalışıldığını öne sürdü.
ABD konsolosluğu yakınlarındaki saldırının, Suudi Arabistan'ın Batı ile iyi ilişkilerini hedef aldığını belirten Cole, Katif'teki saldırıyla da Şiilerin öfkesinin kabartılmak istendiğine dikkat çekiyor. Cole, Şiilerin zaten muhafazakâr Sünni yönetim tarafından baskı altında hissettiklerini ifade etti.
Öte yandan saldırıların, daha önce düzenlenen İstanbul, Dakka ve Bağdat'ı da vuran saldırılar serisinin bir devamı olduğu da vurgulanıyor.

İlk olarak siz iyi bir hizmetçi değilsiniz kavramı çok önemli, 
zira Sn Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Majesteleri KRAL SALMAN'a HADİM'UL HARAMEYN diyerek hitap ederek ve Zat'ı Ali leri'nin İslam'ın En Mubarek (Kutsal) beldelerinin hizmetçileri olduğunu ifade etmişti,
dolayısı ile eğer bu yazı SUUDİ ARABİSTAN KRALİYET AİLESİ adına yazılmışsa bile verilen cevap doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan a dır.

Katif'de ki saldırının şii'lerin öfkesini uyandırmak ve onların Sünni lerin idaresi altında baskılandığını ve dolayısıyla Şiiler adına olduğunu ifade ederek İRAN'a bir hak sahibi olma sıfatını beyan etmektedir.

Daha da önemlisi,
Bu saldırıyı  İSTANBU,DAKKA VE BAĞDAT saldırılarıyla ilişkilendirerek gerçeği yani bütün bunların aynı merkezden planlandığı gerçeğini ortaya koyuyor.....

herşey ne kadar da açık ve net,nasıl da berrak görünüyor değil mi....!!!!!

7Kandil........